M

 

macro   bkz. makro

maç : İngilizce match (akran, denk; uygun çift; karşılaşma, müsabaka). Dilimizde spor terimi olarak sonuncu anlamıyla kullanılmaktadır. Bazı yazar ve spikerlerimizin kullandığı karşılaşma kelimesi, maç için çok güzel bir karşılıktır. Örnek: Bugünkü karşılaşma seyircilere heyecanlı dakikalar yaşattı.

mail list   e-mek / elmek / e-posta / ağ ileti dizelgesi

 

mainbord   (bil.) anakart

 

maintainability   (bil.) yeniden düzenlenebilirlik

makro : Yunancadan gelen ve bazı batı dillerinde eklendiği kelimeye "büyük" anlamını katan ön ek. Teklifimiz: geniş, büyük.  genil

makro açı : geniş açı.

makro ekonomi : bütüncü ekonomi.

makro hedef : büyük hedef.

makro ölçek : geniş ölçek.

maksimalist : dorukçu yaklaşım, aşırı.

maksimizasyon : Fransızca maximisation (azamîleştirme). Dilimizde ekonomi alanında kullanılan bu söze karşılık olarak Kurulumuz, en üst seviyeye çıkarma ve doruklaştırma kelimelerini önermektedir.

maksimize etmek : en üst seviyeye çıkarmak, doruklaştırmak.

maksimum (maksimal) : doruk, doruk noktası, en çok, en üst, en yüksek.

maksimum düzey : en üst düzey.

management : İngilizce management. Bu kelime için dilimizde zaten “işletme, işletmecilik, yönetim, yöneticilik” karşılıkları vardır ve kullanılmaktadır. Kurulumuz da management sözü için yerine göre işletme, işletmecilik, yönetim, yöneticilik kelimelerinden birinin kullanılması görüşündedir.

manikür   elbakımı

manipülâsyon : Fransızca manipulation. Daha çok ticarî hayatta kullanılan bu söz "piyasada canlanma havası yaratmak, sermaye kesimini ticarete teşvik etmek ve piyasayı etkilemek amacıyla sun'î olarak menkul kıymet alım satımı yapmak" anlamındadır. Kurulumuz bunun için hileli yönlendirme, hileyle yönlendirme karşılıklarını önermektedir. Manipülâsyon ayrıca insan için "ustalıkla yapmak, idare etmek" anlamında da kullanılır. Bu durumda güdümleme sözü bu kavramı karşılar. Sözün manipüle etmek şeklindeki kullanımına karşılık olarak ekonomide hileyle yönlendirmek, insan için ise güdümlemek kelimeleri kullanılabilir. Örnekler: Uzman, bu konuda "şirketlerin hileli yönlendirme yapmamaları için SPK özerk olmalıdır." dedi. Borsayı hileyle yönlendirmek isteyenlere, burasının bir kumarhane olmadığını hatırlatmalıyız.

mantalite : Fransızca mentalité (anlayış, zihniyet; düşünce, kanaat). Bu kelimenin karşılıkları dilimizde vardır: zihniyet, anlayış. Örnek: Bu zihniyetten (anlayıştan) kurtulmamız gerekiyor.

mantissa   (bil.) ondalık kısım (sayılar)

maraton : Fransızca marathon. 42.195 metrelik en uzun yaya koşusu demek olan bu söz Kurulumuzca, uzun koşu olarak karşılanmıştır. Aynı köke dayanan maratoncu sözü ise uzun koşucu diye karşılanır.

marj : Fransızca marge (kenar; pay, bölüm). "Kâğıt kenarında bırakılan boşluk" anlamı için de, ticarette kullanılan "maliyet ile satış arasındaki fark" için de teklif ettiğimiz karşılık: pay. Örnekler: Kâğıdın kenarında bırakılan pay oldukça geniş tutulmuş. Kâr payı yüzde altmış olarak hesaplanıyor.

marjinal : Fransızca marginal (kenarda olan; sıradan, basit). Siyasette kullanılan "aşırı uçta bulunan" anlamı için teklif ettiğimiz karşılıklar: uç, uçta, sıra dışı. Örnek: Türkiye'de bazı ideolojiler, uçta bir aydın hareketi olarak kalmıştır. Ekonomide marjinal sözü, son birimi ölçü almayı anlatır. Bu anlam için teklif ettiğimiz karşılık: son birim.

marjinal değer teorisi: son birim değer teorisi.

marjinal gelir : son birim geliri.

marjinal maliyet : son birim maliyeti.

marjinal yarar (fayda) : son birim yararı (faydası).

marjinalleşme : uca kayma.

markaj : Fransızca marquage (işaretleme; damgalama). Karşı takım oyuncusunun rahat hareket etmesini önlemek amacıyla sürekli olarak izlenmesi, kontrol altında tutulması. Teklif ettiğimiz karşılıklar: (adam) tutma, gölgeleme. Örnek: Rıdvan'a sıkı bir gölgeleme uyguladılar. Vural, Ali'yi tutmakla (gölgelemekle) görevlendirildi.

markaja alınmak : tutulmak, gölgelenmek.

markajcı : gölgeleyici.

marke etmek : (adam) tutmak, gölgelemek.

market : İngilizce market (pazar; çarşı; piyasa). Dilimizde daha çok "kapalı satış merkezleri" için kullanılan markete teklif ettiğimiz karşılık: satış merkezi. Örnek: Bütün mutfak malzemesini satış merkezinden aldım.

market maker : İngilizceden dilimize giren ve borsa alanında kullanılan bu terim "piyasa oluşturan, pazar hazırlayan" anlamındadır. Bu söz için Kurulumuz piyasa kurucu karşılığının kullanılmasını önermektedir. Örnek: Vadeli işlemler piyasasında, piyasa kurucuları da bulunacaktır.

market   satış merkezi

marketing : İngilizce marketing. Ticarî hayatımızda sık geçmeye başlayan "pazarlama hakkında gerekli bilgiye sahip olma; uygun mal, uygun hizmet, uygun fiyat ilkelerinden hareketle satış yapma, hizmet sunma" anlamlarında kullanılan bu söz için Kurulumuz, pazarlama teriminin uygun bir karşılık olduğunda birleşmiştir. Örnek: Şirket bünyesinde görevlendirilecek olan elemanlara pazarlama konusunda eğitim verilecek.

masaj : Fr. massage. Fransızcadan dilimize geçen bu kelime Türkçe Sözlük’te şu şekilde tanımlanmaktadır: “Vücut yüzeyinde el, elektrik, su aracılığıyla çeşitli işlemler yapma biçiminde, iyileştirme ve bakım yöntemi; ovma, ovuşturma”. Kurulumuz bu söze karşılık olarak ovma ve gevşetme kelimelerini önemektedir. Örnek: Yeni açılan sağlık ve güzellik merkezinde ovma (gevşetme), aerobik, güçlendirme ve germe egzersizleri yapılıyor.

maskot : Fransızca mascotte. Dilimizde uzun zamandan beri kullanılan ve Türkçe Sözlük’te “1.Uğur getireceğine inanılan şey. 2.Uğur sayılan kimse veya hayvan, uğurluk.” şeklinde tanımlanan bu kelime için Kurulumuz, uğur, uğurluk ve uğurcak kelimelerinin benimsenmesine karar vermiştir. Dilimizde bulunan uğur kelimesi nesne olarak maskot için kullanılmaktadır. İnsan ve hayvan olarak maskot için de yine daha önceden teklif edilmiş olan uğurluk kelimesi vardır. Sadece nesneler için uğurcak kelimesi teklif edilmektedir.

masör : ovucu, gevşetici, ovman

master   yüksek lisans, yüksek öğrenim

matemetik   işlembilim

materyal   araç-gereç, gereç

matine : Fransızca matinée. Türkçede "tiyatro, sinema, konser salonu ve benzeri yerlerde yapılan gündüz gösterisi" anlamında kullanılan bu söze Kurulumuz, gündüzlük kelimesini karşılık olarak göstermiştir.

maus   (bil.) yöneteç

media center   iletişim merkezi

meditasyon : Fransızca meditation. "Düşünceye dalma, tasarlama, kurma" anlamına gelen bu söz için Kurulumuz, derin düşünme sözünü önermektedir. Örnekler: Uzak Doğu'da binlerce yıldır uygulanan derin düşünme yöntemi, modern çağın gerginliğiyle baş etmeye çalışanların kurtarıcısı oldu. Avrupa'nın çoğu ülkesindeki genç ve orta kuşak insanlar, derin düşünceyle negatif enerjiden kurtuluyorlar.

medium    orta boy

medya : Lâtince mediatus (araç, aracı, vasıta). Dilimizde hem iletişim araçlarını, hem de iletişim ortamını anlatır tarzda kullanıldığından her ikisinin de teklif edilmesi uygun görülmüştür: iletişim araçları, iletişim ortamı, basın-yayın

mega : Grekçe megas, megalê (büyük). Son zamanlarda yaygınlaşmaya başlayan bu kelimenin karşılığı dilimizde zaten vardır: büyük. "Mega proje, mega star" yerine pekâlâ "büyük proje, büyük yıldız" denilebilir. Daha etkili ifade için dilimizde başka karşılıklar da vardır: dev, devasa, muazzam. Örnekler: Dev proje, devasa proje, muazzam proje.

mega store : Bu kelime Yunanca kökenli mega "büyük, bir birimin milyon katı" ve Amerikan İngilizcesinde geçen "dükkân" anlamındaki store sözlerinden oluşmaktadır. Kurulumuz bu söz için büyük mağaza sözünü önermiştir. Örnek: 25. yılını kutlayan Beymen "koşulsuz müşteri mutluluğu" anlayışı çerçevesinde Suadiye'de büyük bir mağaza açıyor.

megapol : Yunanca megalopolis. Dilimizde "nüfus artışı yüzünden şehirlerin yayılarak birbirine bitişmesiyle meydana gelen yerleşme alanı, birleşik şehir" anlamında kullanılan bu söz için Kurulumuz, dev şehir sözünü önermektedir. Şehir kelimesinin Anadolu'da "şar" biçiminde kısaltıldığı ve çeşitli yerleşim yerlerinin adında da bulunduğu hatırlanırsa, dev şehir yanında dev şar sözünün de kullanılabileceği bazı Kurul üyelerince ifade edilmiştir.

melodik   ezgisel

 

memory   (bil.) bellek

 

memory allocation   (bil.)  bellek ayırma

menajer : İngilizce manager (yönetmen; müdür; idare memuru). "Bir spor dalının veya takımın teknik yöneticisi" anlamında kullanılan bu kelime için teklif ettiğimiz karşılık: yürütücü. Örnek: Galatasaray'ın yürütücüsü Adnan Sezgin, futbolcuları sakin olmaya davet etti. yönlemci

menü   seçke, yemek listesi, yemek çizelgesi

 

meridyen   boylam

mesaj   ileti,  bildiri

metafiziksel   doğaötesel

metafor : Fransızca métaphore (mecaz; istiare). Son zamanlarda gazetelerin sanat ve kültür sayfalarında sıkça gördüğümüz bu sözün karşılığı dilimizde zaten vardır: mecaz. Örnek: Aragon sineması simgeler ve mecazlarla dolu.

metaforik : mecazî, mecazlı. Örnek: Bu hikâyenin aşırı mecazlı (mecazî) bir yapısı var.

metamorfoz : Fransızca metamorphose. Çeşitli bilim dallarında geçen bu söz için Kurulumuzun önerisi başkalaşma veya değişme'dir. Örnek: Onun ortaya koyduğu başkalaşma (değişme) insanı şaşkınlığa düşüren türdendir. Aynı kökten isim olarak kullanılan metamorfizm ise başkalaşım veya değişim kelimeleriyle karşılanmalıdır.

meteor taşı   göktaşı

 

meteorolog   gökolaybilimci

 

meteoroloji   gökolaybilim

 

meteorolojk   gökolaybilimsel

 

metod   yöntem

 

metodlu   yöntemli

 

metodolog   yöntembilimci

metodoloji : Fransızca methodologie. Felsefe başta olmak üzere çeşitli bilim dallarında "yöntem araştırmak ve yeni yöntemler yaratmak için ilkeler geliştiren bilim" anlamına gelen bu söz için Kurulumuz yöntem bilimi sözünü benimsemiştir. Basınımızda sık sık geçen metodoloji sözü bazen yanlış olarak yöntem anlamında kullanılıyor. "Çözüm için yeni metodolojilere ihtiyaç var" gibi kullanımlarda metodoloji için doğrudan yöntem veya yöntem arayışı demek yeterlidir.

metraj : Fransızca metrage. Dilimizde "metre olarak uzunluk, metre ile ölçüm" anlamlarında giderek sık kullanılmaya başlanan bu söz için Kurulumuz, uzunluk karşılığını önermektedir. Bilindiği gibi bu kelime daha çok sinema alanında kısa metrajlı film, uzun metrajlı film şekillerinde geçmektedir. Bu durumda ise kısa süreli film ve uzun süreli film denmesi gerekmektedir. Örnek: Atatürk Kültür Merkezinde gösterilecek kısa süreli filmlerin ilgi toplayacağı tahmin ediliyor.

metro : Fransızca métropolitain (ana kente ait) sözünden kısaltma. Ankara ve İstanbul'da yapılmakta olan metro sözüne şimdiden bir karşılık bulunması gerekir. Kurumumuz, "denizaltı" örneğine uygun olarak yeraltı (treni) karşılığını teklif etmektedir. Örnekler: Ankara'daki yeraltı yapımı bitmek üzere. Patlama, yeraltına binmeye hazırlananlarda büyük bir korku yarattı. altulaşım, altulaşım taşıtı

metropol : Fransızca metropole. Teklif edilen karşılık: ana kent. Örnek: Ana kentlerin belediye başkanları sık sık halkın karşısına çıkıyor.

mezosfer   ortayuvar

mezoterapi : Fransızca mesoderm (orta deri) + thérapie (tedavi). Tıpta “hastalıklı bölgede bulunan deri altına belirli açılardan ilâç enjekte edilmesi yoluyla uygulanan tedavi yöntemi” anlamına gelen bu terim için Kurulumuz, orta deri tedavisi karşılığını önermektedir. Örnek: Orta deri tedavisi sayesinde hızlı ve etkili sonuçlar elde ediliyor.

mikro : Yunanca "mikros"tan gelen ve bazı batı dillerinde eklendiği kelimeye "küçük" anlamını katan ön ek. Teklifimiz: dar, küçük.

mikro ekonomi : birimci ekonomi.

mikro milliyetçilik : dar milliyetçilik.

mikser : İngilizce mixer. "Çeşitli yiyecek maddelerini karıştırmaya yarayan elektrikli alet, karıştırıcı, harç karma aleti, karmaç." Kurulumuz, bu söz için temel işlevden hareket ederek çırpıcı karşılığını önermiştir.

milenyum : İngilizce (millenium). Kurulumuz bu kelime için binyıl sözünün uygun bir karşılık olduğunu kararlaştırmıştır. Örnek: Avrupa'nın alışveriş caddelerinde tüketim, binyıl terliği, binyıl gözlüğü gibi ürünlerle artırılmaya çalışılıyor.

mineral   bileşik

mini market : bakkal.

minimal seviye : en küçük seviye.

minimalize   azaltmak, ufaltmak

minimize etmek : Fransızca minimiser (küçültmek, ufaltmak, önemsiz gibi göstermek) ve Türkçe etmek yardımcı fiilinden oluşan ve bilgisayar ile ilgili olarak gündeme gelen bu söz, Kurulumuzca en aza indirmek şeklinde karşılanmaktadır. Örnek: MMX teknolojisi, el bilgisayarlarında ek yer ve yük tutan donanımlara olan gereksinimi en aza indirmeye çalışıyor.

minimum (minimal) : Fransızca minimum (en küçük, en ufak, en düşük). Türkçede “bir şey için gerekli en küçük derece, nicelik” anlamında kullanılan bu söze karşılık olarak Kurulumuz, en az, en alt, en düşük, en küçük kelimelerini önermektedir.

minimum düzey : en düşük düzey.

minyon   küçümen

misyon : Fransızca mission (özel görev). Karşılıkları: (özel) görev, amaç. Örnek: Atatürk'ün görevi (amacı), Türkiye'yi çağdaş medeniyet seviyesinin üstüne çıkarmaktı.

misyoner   dinyayman, dinyayar, dinyayıcı

 

misyonerlik   dinyaymanlık

miting   (genellikle açık yerlerde yapılan) toplantı

mitos   söylence

 

mitoz bölünme   eşeyli bölünme

 

mitoz   eşeyli

mizanpaj : Fransızca mise en pages. "Gazete, dergi gibi yayınlarda sayfa düzeni" anlamında dilimizde uzun bir süreden beri kullanılan bu söze karşılık olarak Kurulumuz, sayfa düzeni sözünün kullanılmasının uygun olacağını kararlaştırmıştır. Örnek: Kitabın sayfa düzeni özenle yapılmış, resimler ve çizimler gerektiği yerlere konulmuştur.

mobil telefon   cep telefonu

mode   (bil.) kip

model   poz veren kimse,  örnek, benzer, biçim

modem : Fransızca modulateur-demodu-latuer kelimelerinin kısaltması olan modem, “uzak yerleşimlere çeşitli iletişim sinyalleri ile bilgi göndermeyi sağlayan cihaz” anlamındadır. Kurulumuz, bu kelime için çevirge sözünü önermektedir. Örnek: Fazladan bir ücret ödemeden kullanılabilecek odaların bu bölümünde büyük boy masa, lâmba, belgegeçer ve çevirge bağlantısı olan bir çalışma koltuğu bulunacak. Modemin faks modem, voice modem gibi türleri de bulunmaktadır. Bunlar için de Kurulumuz, belgegeçer çevirgesi, ses çevirgesi karşılıklarını önermektedir.

modem   çevirge    

 

modernist   yenilikçi

 

modernizasyon     yenileme, çağcıllama

modernize etmek   yenilemek

modernizm   yenilikçilik

 

modernlik   çağdaşlık

modifikasyon   değiştirmek

modül : Fransızcadan (module) dilimize giren bu kelime bir mimarlık terimi olarak, “bir yapının çeşitli bölümleri arasında orantıyı sağlamak için kullanılan ölçü birimi" anlamını taşımaktadır. Ayrıca, “bir uzay taşıtının yapısı içinde yer alan ve kendi başına hareket edebilen bağımsız bölüm” anlamını da yüklenmiştir. Kurulumuz modül kelimesi için parça karşılığını önermektedir. Kelimenin uzaydaki kullanımı için de yine parça sözünün uygun olacağı görüşündedir. Örnek: Bu yeni biçimlerin, yer değiştirme özgürlüğü bulunan parçalı bir sistemde yüzeyler üzerinde sıralanışı F. Özgür’ün temel kaygısını oluşturuyor.

modülasyon   değişim

 

modüler aritmetik   parçasal sayıbilim

modüler sistem : parçalı sistem, parçasal dizge

molas   kumtaşı

molekül   özdecik

monetarist : Fransızca monétarist. "Parayla ilgili" anlamındaki bu söz, Türkçeye monetarizm biçiminde de girmiştir. Kurulumuz, "ekonomik dengeleri kuran en önemli unsurun para olduğunu savunan akım" anlamındaki monetarizm sözü için paracılık, monetarist için de paracı karşılıklarını önermektedir. Örnek: Paracı ekonomi modasının hayal kırıklıklarından birini daha yaşıyoruz.

monetizasyon : para basma, paraya çevirme.

monetize etmek : Fransızca monétiser (paraya çevirmek, para basmak) fiilinden. Teklif ettiğimiz karşılıklar: paraya çevirmek, para basmak. Örnek: Hazinenin ne yapıp edip iç borçlanma piyasasını oluşturması gerekir. Aksi takdirde ya borç erteleme, ya da para basma yoluna gidilecektir.

monitör : Fransızca moniteur. Bu kelime Türkçe Sözlük’te “1.Her türlü çalışmalarda yetiştirici: Beden eğitimi monitörü. 2.Televizyonda görüntü ile sesin niteliğini eşleme, görüntü seçimini gerçekleştirme, görüntüyü yayımlama gibi işlerin denetlenmesinde kullanılan alet.” anlamlarında geçmektedir. Kurulumuz bu söze karşılık olarak spor alanında yetiştirici, ekran için de mini gösterici kelimelerini teklif etmektedir. Örnekler: Beden eğitimi yetiştiricisi. Kayak yetiştiricisi. Mini göstericiler sayesinde arka koltuktaki yolcular da seyahat esnasında film seyredebiliyor.

monopol : Fransızca monopole (tekel). Bu kavrama dilimizde güzel bir karşılık bulunmuş ve tutunmuştur: tekel. Örnek: Kapitalist düzende sanayii tekeller kontrol ediyor.

monoton      sıradan, tekdüze

 

monotonluk   sıradanlık, tekdüzelik

montaj : Fransızca montage. Dilimizde genel olarak "bir bütünü oluşturmak için parçaları takıp birleştirme işi" anlamında kullanılan bu söz, sinemacılık alanında da "bir filmin değişik zaman ve yerlerde çekilen bölümlerinin bir bütünlük kuracak biçimde birleştirilmesi işi" anlamında geçer. Kurulumuz bu söze karşılık olarak takyap ve kurgu sözlerinin uygun birer karşılık olduğu görüşünde birleşmiştir. Örnek: Parçayı yenisiyle değiştirirken takyapını yetkili servise yaptırınız. kurtak, kurma

Bu Fransızca söz dilimizde montaj masası, montaj odası, fotomontaj, monte etmek, montajcı biçimlerinde de kullanılmaktadır. Bunlardan montaj masası ile montaj odası kelimeleri, kurgu masası ve kurgu odası sözleriyle karşılanmaktadır. Bu durumda foto-montaj'ın karşılığı ise fotokurgu olur. Monte etmek için dilimizde bulunan kurmak fiili çaba gösterildiği takdirde rahatlıkla bu sözün yerini tutar. Kurulumuz, monte etmek karşılığı olarak kurmak yanında yerine göre yerleştirmek fiilinin de kullanılabileceği görüşündedir. "İşi yapan servis elemanı veya uzman" anlamındaki montajcı kelimesi için ise önerimiz kullanım alanına göre takyapçı veya kurgucu'dur.

Bu arada unutmamak gerekir ki, söz konusu bir yabancı söz basında, burada belirtilen karşılıkları dışında çok değişik anlamlarda da kullanılabiliyor. Hâlbuki bu tür kullanımlar için dilimizde pek çok kelime vardır. Bu yolu seçmeyip kolaya yönelenler aşağıdaki örneklerde görüldüğü gibi montaj sözünü tercih etmekte böylece montaj sözü anlamca -hiç gereği yokken- dallanmaktadır.

Banker sözü, lügatlere monte ediliyor. Uydu yayınlarını izleyebilmek için balkona veya pencereye çanak anten monte etmek yeterli.

Gazetelerden derlediğimiz bu örneklerin ilkinde monte edilmek sözünün yerine girmek, ikincisinde ise takmak, yerleştirmek fiillerinden birini kullanmak gerekir.

montör : Fransızca monteur kelimesi “takıp kuran, ustabaşı, bir bütünü meydana getiren çeşitli parçaları birleştiren uzman” anlamlarına gelir. Kurulumuz, bu söz için takyapçı veya kullanımına göre takyap ustası karşılıklarını önermektedir. Örnek: Bayiler bir mühendis veya mimar, teknik ressam ve bir takyapçı istihdam etmek zorundadır.

moratoryum : Fransızca moratorium (borç ödemesinin ertelenmesi). "Vadesi gelmiş bir borcun anlaşma yoluyla ertelenmesi" anlamındaki bu kelime için teklif ettiğimiz karşılık: borç erteleme. Örnek: İki devlet arasında borç erteleme anlaşması yapıldı.

mortgage   tutulusatış, evedinim, evedindirme

motion ofans    hareketli hücum

motivasyon : Fransızca motivation (harekete getirme, saik). Psikolojide, iktisatta, sporda vb. alanlarda "bir insanın işe başlamayı, harekete geçmeyi, öğrenmeyi ister hâle gelmesi" anlamında kullanılmaktadır. "Güdüleme" terimi hayvan gütmeyi çağrıştırdığı için benimsenememektedir. Teklif ettiğimiz karşılık: isteklendirme. Örnek: Takımın, çalıştırıcının isteklendirmesine ve olumlu yaklaşımına ihtiyacı var.

motive etmek : Teklif ettiğimiz karşılık: isteklendirmek. Örnek: Çalıştırıcı Türkçe bilmediği için takımı isteklendiremiyordu.

motto : İtalyanca motto. “İğneleyici söz, özlü söz, parola” anlamlarında kullanılan bu kelimeye karşılık olarak Kurulumuz, ilke söz kelimesini önermektedir. Örnek: Batıda müzik ve gösteri dünyasının bir ilke sözü vardır: Gösteri sürmek zorundadır.

mount   (bil.) bağlama (dosya sistemini bağlama)

mouse : İngilizce mouse “fare”. Bilgisayar alanında çok sık kullanılan bu kelimeye karşılık olarak fare sözü tutunmuş ve yaygınlaşmıştır. Kurulumuz da fare karşılığını benimsemektedir. bkz. maus

mönü : Fransızca menu (yemek listesi). Karşılığı: yemek listesi. Örnek: Yemek listesini getirir misiniz? bkz. menü

mukoza   sümükdoku

 

multibyte character   (bil.) çokbaytlı karakter

 

multimedya   (bil.) çoklu ortam

 

multi-threaded   çok evreli

 

mutasyon   değişim, dönüşüm, değişinim

mültimedya : İngilizce. “Metin, grafik, ses, canlandırma unsurlarını birleştirerek sunan ortam” anlamına gelen bu kelime için Kurulumuz, dilimizde zaten kullanılmakta olan çoklu ortam kelimesinin benimsenmesi konusunda görüş birliğine varmıştır. Örnek: Bazı bilgisayar şirketleri kampanyalarında özel çoklu ortam donanımlarını hediye olarak veriyor.

mültivizyon : Fransızca multi (çok) + vision (görüş, görme kuvveti). Dilimizde mültivizyon gösterisi diye kullanılmaya başlanan bu söz için çok yansıtmalı gösterim karşılığı önerilmiştir. Örnek: Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğinin 50. Genel Kurulunda çok yansıtmalı gösterim büyük ilgi topladı.