P

padok : Fransızca ve İngilizcede paddock biçiminde geçen bu söz dilimizde "yarış atlarının yedekte gezdirildiği yer" anlamında kullanılmaktadır. Kurulumuz, bu söz için at gezdirmeliği kelimesini önermektedir. Örnek: Sizleri at gezdirmeliği görüntüleriyle başbaşa bırakıyoruz.

page fault   (bil.) sayfalama hatası

 

paging in   (bil.) gerçek belleğe sayfalama

 

paging out   (bil.) sanal belleğe sayfalama

 

paging   (bil.) bellek sayfalaması

 

paleograf   eskiyazıbilimci

 

paleografi   eskiyazıbilim,  eskiyazı bilgisi

 

paleografik   eskiyazıbilimsel

 

palyaço   soytarı

palyatif : Fransızca palliatif (kısa bir süre için etkisi olan, geçici, geçici tedbir). Teklif ettiğimiz karşılıklar: geçici, anlık. Örnek: Geçici (anlık) tedbirlerle bu iş çözülemez.

panel : Fransızca panel (dinleyiciler önünde yapılan tartışmalı görüşme, açık oturum). Bu kelimenin dilimizde güzel bir karşılığı vardır: açık oturum. Örnek: Düzenlediğimiz açık oturumda üç bilim adamı konuyu tartışacak.

paniğe kapılmak   ürkmek

panik   ani korku, ürkü

paniklemek   ürkmek

pankart : Fransızca pancarte. "Toplantı ve gösterilerde taşınan, üzerinde benimsenen amacın yazıldığı karton veya bez" anlamında dilimizde sık kullanılan bu söz için Kurulumuz, uranlık kelimesini önermektedir. Örnek: Sendika yetkilileri, oturdukları masanın arkasına "Özelleştirme gerçek anlamında yapılırsa güzelleştirme olur" uranlığını asmışlardı. duyurumluk

panorama : Yunanca pan (bütün) + horama (görünüş). Fransızca panorama (engin görünüş). "Yüksek yerden bakıldığında gözler önünde ufka kadar uzanan geniş görünüş, genel görünüş" anlamında kullanılan bu kelime için teklifimiz: genel görünüm. Örnek: Çağdaş Türk sanatından bir genel görünüm vermeyi amaçladık.  toplu görünüm

panoramik : genel görünümlü. Örnek: Edebiyatımızı genel görünümlü bir bakışla değerlendirdik.

panzehir   ağıkıran

paparazzi : İtalyanca olan paparazzo kelimesi "meşhurların peşinde dolaşan fotoğrafçı" anlamındadır. Kurulumuzda ele alınan bu söze karşılık olarak olay fotocu kelimesi önerilmiştir. Örnek: Açılışta mankenler çoğunluktaydı. Bunların arasında dolaşan ve elinde kameraları bulunan olay fotocular çok eğlendiler.

paparazzilik : olay fotoculuk.

paradigma : Fransızca yoluyla dilimize giren ve Lâtince asıllı olan paradigma "örnek, model, numune" anlamlarına gelir. Kelime "çekim" anlamıyla gramerde de kullanılır. Bu söz için teklif ettiğimiz karşılık değerler dizisi veya doğrudan dizi'dir. Örnek: Bilim adamları ülkenin değerler dizisindeki bozukluğu ortaya koyar.

paradoks : Fransızca paradoxe (aykırı düşünce; tuhaflık; saçmalık). Dilimizde bu kavramın karşılıkları zaten vardır: çelişki, aykırılık, saçmalık. Örnek: "Bütün genellemeler yanlıştır" hükmü, kendisi de bir genelleme olduğuna göre, içinde bir çelişki (aykırılık, saçmalık) bulunduruyor demektir.  yanıltmaç, aykırıkanı

paradoksal : Fransızca parodoxal (aykırı düşünce niteliğinde; tuhaf; çelişkili; saçma). Bu kavramın da dilimizde karşılıkları vardır: çelişkili, aykırı, saçma. Örnek: "Sanat toplumsal bir olaydır" dedikten sonra "sanat mı toplum mu" diye sormak çelişkili (aykırı, saçma) olur.

paraf : Fransızca paraphé. “Kısa imza” anlamındaki bu kelimeye karşılık olarak Kurulumuz, imce sözünü benimsemiştir.

parafe etmek : imcelemek. Örnek: Bosna’da beş yıldan beri devam eden savaşı sona erdiren anlaşmanın imcelenmesinden sonra başkent Saraybosna’da şenlikler düzenlendi. Bu sözün türevleri de aşağıda olduğu gibi karşılanabilir.

paraflı : imceli.

parafsız : imcesiz.

paralelist   koşutçu

 

paralelyüz   koşutyüz

 

parametik   değişken

parametre : Fransızca paramétre (cebirde denklemin kat sayılarına giren değişken nicelik). Dilimizde matematik, istatistik ve ekonomide kullanılan bu terim için teklif ettiğimiz karşılık: değişken (sayı). Örnek: Ekonominin önümüzdeki yıllarda nerelere gideceğini, hangi değişkenlere oturtulacağını tartışıyoruz.

paranoya   işkil, (ruhb.) yansıtımca

 

paranoyak   işkilli

 

parantez   ayraç

 

parapent : Fransızca parapante. “Özel kanatlar yardımıyla yapılan kısa mesafeli uçuş” anlamındaki bu spor Türkiye’de daha çok yamaç paraşütü adıyla bilinmektedir. Kurulumuz da parapant için kullanılan yamaç paraşütü karşılığını benimsemiştir. Örnek: Yamaç paraşütü, Japonya’da Fuji dağı ve Himalayalarda yapılan uçuşlar ile geniş kitlelere tanıtılmış.

 

parazitolog   asalakbilimci

parite : Fransızca parité (iki ülke parasının, bu ülkelerin her birinde değişim değeri, eşitliği). Son zamanlarda gazetelerin ekonomi sayfalarında sıkça geçen bu söze Kurulumuz, değer eşitliği kelimesini önermiştir. Örnekler: Dolar, mark değer eşitliği 1,55'in altına inerek son altı ayın en düşük seviyesine geldi.İş dünyasının ünlü dergileri, her yıl başında ekonomik büyüme, işsizlik, değer eşitliği gibi göstergelere ilişkin çeşitli tahminleri yayımlıyor.

parkur : Fransızca parcours. "Bazı yarış ve koşularda yarışmaların yapıldığı yol" anlamıyla dilimize geçen parkur sözü Kurulumuzca, koşu yolu veya koşmalık kelimeleriyle karşılanmıştır. Örnek: Israrla koşmak isteyen Öztürk'e Atletizm Federasyonu yetkilileri tarafından "cezalı atletlerin yarışmaya katılması hâlinde polis gücü ile koşu yolundan (koşmalıktan) çıkartılabileceği" şeklindeki yönetmelik maddesi hatırlatıldı. yarışyolu

parlamenter   millet vekili

parlamento   meclis

partikül : Fransızca particule. Bir fizik terimi olan bu kelime, Nükleer Enerji Terimleri Sözlüğü’nde “maddenin veya enerjinin en küçük parçası; parçacık" olarak tanımlanmaktadır. Kurulumuz bu söz için, parçacık karşılığını uygun görmektedir. Örnek: Ece Ayhan’ın yazdıkları da, şiirleri gibi, kimi zaman dalga boyları kısa ya da uzun titreşimler yaratıyor, kimi zaman da parçacık olarak çarpıyor ve acıtıyor.

partisyon   (bil.) disk bölümü

 

partition   (bil.) bkz. partisyon

partner : İngilizce partner (eş, arkadaş, ortak). Kurulumuz da aynı karşılıkları teklif etmektedir: eş, ortak, arkadaş. Örnekler: Almanya, Ankara'daki diğer ortağın Büyük Britanya olmasını tercih etmiştir. Yıldız, dansta Hakan'a eşlik etti.

part-time: İngilizce part (parça, kısım) + time (zaman). Bir gün için belirlenmiş çalışma saatlerinden daha az saatlik çalışmayı anlatmak üzere kullanılan part-time için dilimizde oldukça yaygınlaşmış bir terim zaten vardır: yarım gün. Örnekler: Yarım gün çalışacak tezgâhtar aranıyor. Bazı doktorlar hastahanede yarım gün çalışıyorlar.

pasör : Fransızca passeur. Sporun voleybol dalında kullanılan bu söz, "ikinci topları, küt inicilerin (çivileyicilerin) vurabileceği biçimde ağ üstüne yükselten ve bazı taktik durumlar dışında ön bölgenin ortasında duran oyuncu" demektir. Kurulumuz bu söz için pasçı karşılığını önermektedir. Bunun için yerine göre pasveren de denebilir. Örnek: Galatasaray maç boyunca, Monaco'nun güçlü pasçılarını kilitlemeye, görev yapamaz hâle getirmeye çalıştı.

pasör   pasçı, pasveren  

 

password   parola

patchwork : İngilizceden özgün imlâsıyla Türkçeye geçen bu kelime “kumaş artıklarından dikilmiş yorgan; uydurma iş, yama işi” anlamındadır. Kurulumuz, bu söze karşılık olarak dilimizde zaten kullanılmakta olan kırkyama ve yama işi kelimelerini benimsemiştir. Örnek: Yeni açılan merkezde batik, el sanatları ve kırkyama (yama işi) kursları verilecek.

paten : Fransızca patin. Tabanına kaymak için dar, uzun bir çelik takılan, buz üstünde kaymayı sağlayan bir tür ayakkabı. Düz yerlerde kaymak için altına tekerlek takılan türüne de paten denir. Kurulumuz paten yerine kaymalık kelimesinin kullanılmasını önermektedir. Örnek: Kaymalıklarını kapar kapmaz buz sahasına koştu. kayakkabı, kayakça

patent : buluş. buluşbelgesi, mec. tekel

patent : İngilizce patent (bir buluşun veya o buluşu uygulama alanında kullanma hakkının bir kimseye ait olduğunu gösteren belge). Bunun değişik kullanımları için Kurulumuz şu karşılıkları önermiştir:

patent hakkı : buluş hakkı.

patentine almak : tekeline almak.

patentli : buluşlu.  Örnek: Yabancı yatırımcı istiyorsanız, ilâç sektöründe buluş sorununu en kısa zamanda çözüme kavuşturmak zorundasınız.

patinaj   kızaklama, kayma, kayakça ile kayma

 

pattern matching   (bil.) kalıp eşleştirme

PC (Personal Compüter)   (bil.) bilgisayar  (Kişisel Bilgisayar KB)

pedagoloji   eğitimbilim

 

pedagolojik   eğitimsel, eğitimbilimsel

pedal : Fransızca pédale. Bir araçta, bir makinede ayak yardımıyla dönmeyi veya hareketi sağlayan düzen. Bu söz için Kıbrıs'ta yaygın olarak kullanılan ayakça kelimesi Kurulumuzca da kabul edilmiştir. ayaklık

pedikür   ayakbakımı

 

pedogog   çocukbilimci

 

pedogoloji   çocukbilim

peeling : İngilizce (soyulmuş kabuk). Son yıllarda tıp ve kozmetik alanında sıkça kullanılan bu terim “yanık sivilve vb. sebeplerle hasara uğramış üst derinin özel işlemlerle soyulması” anlamındadır. Kurulumuzun bu söz için önerdiği karşılıklar: Soyum, deri soyma. Örnek: Ellerinize soyum yapıp, ardından ısıtılmış badem yağına batırarak beş dakika bekleyin.

penaltı : İngilizce penalty (ceza, para cezası). Teklif edilen karşılık: ceza vuruşu.

penaltı alanı : ceza alanı.

penaltı atmak : ceza vuruşu vurmak.

penaltı kaçırmak : ceza vuruşu kaçırmak.

penaltı noktası : ceza noktası. Örnekler: 50. dakikada ceza vuruşundan bir sayı kazandık. Mustafa, ceza vuruşunu kaçırdı.

performans : Fransızca performance (elde edilen sonuç; başarı). Bir oyuncu veya takımın gösterebileceği en iyi derece. Teklif ettiğimiz karşılık: başarım. Örnek: Türk takımı üstün bir başarım gösterdi. yetim (yeti gücü)

pergola : İtalyancadan dilimize geçmiş olan bu söz, "sütunlar üstüne yay şeklinde tahtalar yerleştirerek tırmanıcı bitkilere destek ve çatı olacak şekilde yapılan çardak" anlamındadır. Komisyonumuz, bu söz için çardak karşılığının kullanılmasını uygun bulmaktadır. Örnek: Halka açık park alanı yeşillendirilecek, süs havuzları, küçük bir antik tiyatro, çardaklı oturma ve dinlenme yerleri ve halka açık yer altı tuvaletleri yapılacaktır.

periferi : Fransızca péripherie. "Çevre; dış yüzey veya kenar" anlamlarını taşımaktadır. Kurulumuz, bu söz için kıyı, çevre karşılıklarını önermektedir. Örnek: Bu yazı, bir genç kızın güzelliğine duyulan heyecandan yıllar içinde dostluğa, arkadaşlığa ve nihayet başarının akışına uzanan serüveni yansıtır. Kulin’in yaşam çevresinden alınmış gözlemlerdir.

periyodik : Bu kelime için süreli sözünün kullanıldığını hatırlatmak gerekir. Ayrıca yerine göre dönemli de denilebilir. Örnekler: Plânlarını kısa dönemlerde uygulamaya koyacak. Bakanlık, süreli (dönemli) yayınların çıkmasına ara verdi. Konu bütün dönemli (süreli) toplantılarda ele alındı.

periyot : Fransızca periode "devir, devre" anlamındadır. Dilimizde var olan dönem ve devir kelimeleri bu sözün yerine kullanılmaktadır. Bu bakımdan dönem ve devir uygun karşılıklardır.

perküsyon : Fransızca percussion. Dilimizde “vurularak çalınan müzik aletleri” anlamında kullanılan bu kelimeye karşılık olarak Kurulumuz, vurmalı (çalgı) sözünün uygun olduğu görüşündedir. Örnek: Pazar geceleri vurmalı çalgı ustalarını da dinleyebilirsiniz.

persona non grata : Lâtince (iyi karşılanmayan kişi). Bu kavram için şu karşılık dilimizde yaygınlaşmıştır: istenmeyen kişi. Örnek: Söz konusu ülkenin elçisi son demeçleri dolayısıyla istenmeyen kişi ilân edildi.

personalist   kişiselci

 

personalizm   kişiselcilik

perspektif : Fransızca perspective (uzaktan görünüş, derinlik; görüş açısı). Önceleri resim sanatında dilimizde kullanılan bu kelime son zamanlarda bakış (görüş) açısı anlamıyla da yaygınlaşmaya başlamıştır. Bu anlam için teklifimiz: bakış açısı. Örnek: Olayları geniş bir bakış açısıyla düşünmek gerekiyor. Resimdeki anlam için teklifimiz: derinlik. Örnek: Sergide yer alan resimlerde derinlik çok iyi verilmiş.

pesimizm : Fransızca pessimisme. Dilimizde op-timizm kelimesinin zıt anlamlısı olarak felsefe alanında kullanılan ve “her şeyi en kötü yanından ele alan, her durumu karanlık gören ve hep en kötüyü bekleyen dünya görüşü” anlamına gelen bu kelime için Kurulumuz, daha önceden teklif edilmiş olan kötümserlik karşılığının kullanılması gerektiği görüşündedir. Bu sözün pesimist şeklindeki türevine karşılık olarak kötümser kelimesi kullanılmalıdır.

piknik   kıraşı, (yemekli) kır gezisi

 

pilot bölge   öncü bölge

 

pipe   boruhattı

 

pirimitif   ilkel

pistol   tabanca

pitoresk : Fransızca pittoresque sözünü Türkçe Sözlük, "durumu ve görünüşü resim konusu olmaya değer (görünüş)" diye tanımlar. Bu söze karşılık olarak önerimiz göz alıcı, görünümlü, resimsi'dir. Üslûp için önerdiğimiz karşılık ise renkli'dir.

pivot : Fransızca pivot (eksen, mihver; mil). Basketbolda, "hücum ettiği çembere sırtını dönmüş olarak oynayan, ele geçirdiği topu pergel hareketiyle potaya yollayan hücum oyuncusu" anlamında kullanılan bu kelime için teklif ettiğimiz karşılık: eksen oyuncu. Örnek: Larry, Avrupa'nın en iyi eksen oyuncularından biri olarak gösteriliyor. Oyuncunun bir ayağını sabit tutarak yaptığı dönme hareketi anlamında kullanılan pivot hareketi için pergel hareketi kullanılmalıdır.

plaj   kumsal, çimerlik, kumla

plâjirizm : Fransızca plagiarism. “Bir başkasının eserini kendisininmiş gibi aşırıp yayımlama, intihal etme.” Hukuk dilinde daha çok "intihal" şeklinde geçen bu söz için Kurulumuz, aşırma veya intihal sözlerinin uygun birer karşılık olduğunda birleşmiştir. Örnek: Hasan Ekinci ülkemizdeki aşırma (intihal) olaylarını üç başlık altında toplamış: kaba yağmalama, ince yağmalama, çok ince yağmalama. Bir de bizde bilim ilerlemiyor, buluş yapamıyoruz denir; baksanıza aşırma (intihal) işinde ne buluşlar yapmışız.

plâket : Fransızca plaquette sözü dilimizde "metalden, türlü biçimlerde yapılan kabartma levha" anlamındadır. Daha çok bir özveriyi, bir başarıyı kutlamak veya belirli bir günü anmak amacıyla verilen plâket için Kurulumuzun önerisi onurluk'tur. Örnek: Atatürk Kültür Merkezinde yapılan kutlama töreninde sanatçıya bir de onurluk sunuldu.

plan   tasarı, tasar

plânetaryum : Fransızca planétarium. Bir gök bilimi terimi olan bu söz, dilimizde, "yıldızları ve güneş sistemini hareket hâlinde canlandıran cihaz, bu cihazın içinde bulunduğu bina" anlamında kullanılır. Kurulumuz, plânetaryum için gök evi karşılığını önermektedir.

planlamak   tasarlamak

plânton : Fransızcadan Türkçeye geçen, "görevli, bir yerde nöbetçi memur" anlamlarına gelen bu sözün dilimizde var olan emir eri kelimesiyle karşılanması Kurulumuzca uygun görülmüştür.

plâse : Fransızca placer (yerleştirmek). Çeşitli oyunlarda topu istenilen yere gönderme. Teklif ettiğimiz karşılık: yerinde (vuruş). Örnek: Vural, bir yerinde vuruşla karşılaşmanın sonucunu belirledi.  Kelime plâse etmek şeklinde ekonomi alanında da kullanılmaktadır. Daha çok "gelir getirici bir işe para bağlamak" anlamında dilimizde kullanılan bu kelime için Kurulumuz, yatırmak, yatırım yapmak karşılıklarının uygun olacağı görüşüne varmıştır. Örnek: Kendilerine emanet edilen fonları öyle yerlere yatırmışlar ki, üzerine bir bardak su iç gitsin.

plâselemek : yerinde vuruş yapmak. Örnek: Oğuz, sertçe bir yerinde vuruş yaptı.

plasenta   döleş, döleşi

plâsiyer : Fransızca placier. Dilimizde ticaret alanında "tellâl, simsar, aracı, temsilci, gezgin satıcı" gibi anlamlarda kullanılan bu kelime için Kurulumuz, gezgin satıcı sözünün uygun bir karşılık olduğunda birleşmiştir. Örnek: Oto ehliyetli, askerliğini yapmış 20-30 yaşları arasında konusunda tecrübeli gezgin satıcılar aranıyor.

plâsman : Fransızca placement. Bu ticaret sözü dilimizde iki anlamda kullanılmaktadır. Bunlardan biri "parayı gelir getirici, taşınır veya taşınmaz bir mala yatırma, mevduat"tır. Kelimenin ikinci anlamı ise "millî ekonominin veya bir ticarî kuruluşun üretim veya hizmet gücünü artırıcı nitelikte olan aktif değerlerine yapılan yeni eklemeler"dir. Bu söz için Kurulumuz, yatırım kelimesini uygun bulmuştur. Örnek: Şirketin Yönetim Kurulunda yatırımların Doğu Anadolu'ya yönelik olarak artırılması kararı alındı.

plâtform : Fransızca plate-forme (yüksek yer; taşıtlarda sahanlık). Son zamanlarda daha çok "bir topluluğun veya toplulukların hareket alanı" anlamında kullanılmaktadır. Bu anlam için teklif ettiğimiz karşılık: alan. Örnek: Uluslar arası alanda başarı göstermek önemlidir.

platin   akaltın

 

play maker   oyun kurucu

 

play off   üstküme

play-back : İngilizce play-back (hareket ve mimiklerin önceden kaydedilmiş sese uydurulması). "Play-back"te ses, izlediğimiz sanatçıdan değil, banttan gelmektedir; fakat sanatçı, o anda söylüyormuş hissini uyandırmak için söyler gibi yapmaktadır. Teklif ettiğimiz karşılık: söylemseme. Örnek: Minikler arası söylemseme yarışı yapıldı.

play-back yapmak : söylemsemek, söylemseme yapmak, söylemsemeyle sunmak.

playmaker : İngilizce play (oyun) + maker (yapan, yapıcı). Takım hâlindeki oyunlarda oyun kuruculuğu yapan oyuncu. Karşılığı: oyun kurucu. Örnek: Takımın oyun kurucusu Ali, karşılaşmanın kaderini etkileyen oyuncu idi.

play-off : İngilizce play (oyun) + off. Elemeli oyunlar sisteminde elenmeyen takımlar arasına (basketbolda ilk sekize) girmek. Teklif ettiğimiz karşılık: üst küme. Örnek: Takım, üst kümeye girememenin üzüntüsünü yaşıyordu.

plazma tv   tablo tv

plazma   akışkan

plonjon : Fransızca plongeon. Dilimizde daha çok spor alanında kullanılan bu söz, futbolda "kalecinin tutmak ve çelmek amacıyla uçarak topa uzanması" anlamına gelir. Voleybolda da "uçarak topa ulaşma, yetişme, top kurtarma" demektir. Kurulumuz bu söz için dalış kelimesini önermektedir. Örnek: Hakan'ın sert şutunu kaleci Viktor dalışla engelledi.

plüviyometre   yağışölçer

 

plüviyometri   yağışölçüm

podyum : Fransızca podium. "Atletizm yarışmalarında derece alan atletlerin veya giysileri sergilemek için mankenlerin çıktıkları merdivenli yüksekçe yer" anlamındaki bu söz için Kurulumuz, çıkmalık sözünü önermiştir. Örnek: Çıkmalıkların başarılı mankenlerinden Canan Mutluer iş kadını olmaya karar verdi. seki

pointer   (bil.) gösterici

 

polaroit   şipşak

polemik : Fransızca polémique (kalem kavgası; kavgacı). Aslında "kalem kavgası" anlamına gelen, fakat son zamanlarda sözlü kavgalar için de kullanılan polemik için teklif ettiğimiz karşılıklar: kalem kavgası, söz dalaşı, dalaşma. Örnekler: Böylece gazetemiz yararsız kalem kavgalarını da önlemiş olmaktadır. Üzerinde ciddî olarak düşünülmesi gereken bunalımı, sonunda söz dalaşı (dalaşma) konusu hâline getirdiler.

polifoni   çokses,  çokseslilik

 

polifonik   çoksesli

poligon : Fransızca polygone. Bu kelime dilimizde matematikte "dörtten fazla açısı olan düz şekil" ve atıcılıkta "ateşli silâhlarla atış eğitimi yapılan yer" anlamlarına gelmektedir. Matematikte poligona karşılık olarak çokgen kelimesinin kullanımı yaygınlaşmıştır. Kurulumuz, bu sözün atıcılıkta atış alanı kelimesiyle karşılanması görüşünde birleşmiştir.

polimer   çoğuz

pompa   şişireç

 

ponpon   püskül

pop corn   patlamış mısır

popülarite : Fransızca popularité (halkça tutulma, sevilme). Teklif ettiğimiz karşılık: (halkça) tutulma. Örnek: Bir şöhretin halkça tutulması, onun şımarık tavırlarını eleştirmemize engel değildir.

popülaritesi artmak : (halkça) daha çok tutulmak.

popülâsyon : Fransızca population. “Nüfus, topluluk, bir bölgede belirli bir türden bireylerin toplamı” anlamlarındaki bu kelimeye karşılık olarak Kurulumuz, dilimizde zaten var olan nüfus sözünü benimsemiştir. Son zamanlarda hayvan, bitki, leylek popülâsyonu şeklindeki kullanımlar yaygınlaşmıştır. Bu kullanışlarda ise varlık denilmesi uygun olur. Örnek: Yetkililer, Ankara’nın son leylek varlığının bulunduğu çiftliğin giderek artan sanayi, ulaşım ve konut baskısı ile karşı karşıya kaldığına dikkat çektiler.

popüler : Fransızca populaire (halkın sevdiği; halka ait). Dilimizde daha çok "halk tarafından tutulan ve tanınan" anlamında kullanılan bu kelime için teklif ettiğimiz karşılıklar: (halkça) tutulan, (halkça) tutulmuş. Örnek: Şarkıcımız halkça tutulan (tutulmuş) pek çok parçaya imzasını attı.  sevilgen, yayılgan, tutulan

popüler olmak : (halkça) tutulmak.

popülist : halkçı, halk yardakçısı.

popülizm : Fransızca populisme (halkçılık). Dilimizde hem "halkçılık", hem de anlam kötüleşmesine uğrayarak "halk yardakçılığı" karşılığında kullanılmaktadır. Bu kavramlar için dilimizde güzel karşılıklar zaten vardır: halkçılık, halk yardakçılığı, ucuz halkçılık. Örnekler: Halkçılık, yöneticilerin halkla doğrudan doğruya ilişki kurmasını gerektirir. "Herkese bir parmak bal" sunan halk yardakçılığı (ucuz halkçılık) bugünlerde pek tutuluyor.

portability   taşınabilirlik

 

portatif   gezer, gezici, taşınabilir, taşınır, sökülüp takılır

portföy : Fransızca porte (taşıyan), feuille (yaprak, kâğıt). Bu kelimenin karşılıkları dilimizde zaten vardır: cüzdan, para cüzdanı, para çantası.

posta   ulak

postit (post it)   yapışkanlı kağıt

postülât : Lâtince postulatum. Mantık ve matematik alanında kullanılan bu söz, bir bilimin kuruluşunda temel görevi görmekle birlikte aksiyondan daha az olan ve tanımlanmayan ilkel gerçek olarak tanımlanmaktadır. Bu söz için Kurulumuz, ön doğru kelimesini önermektedir. Örnek: Hangi partiden, hangi siyasî görüşten, hangi dinden veya mezhepten olursa olsun, değişmez ön doğru olarak bütün insanlarımızın Türkiye'yi sevmek dürtüsünden yola çıktığı konusunda kuşku duymayız.

poşet : Fransızca pochette (ceketin üst sol cebi; küçük paket). Dilimizde naylon torba ve hazır çay paketi için kullanılmaktadır. Teklif ettiğimiz karşılık: torba. Örnek: Şu yiyecekleri torbaya koyar mısınız? Poşet çay için: torba çay.

poşet çay   torba çay

 

poşet   torba

potpuri : Fransızca pot (çömlek; kap; testi) + pourri (çürümüş; çözülmeye, dağılmaya başlamış). Pot-pourri (çeşitli et ve sebzelerden yapılan bir yahni türü; her parçası bir başka yerden alınmış müzik). Son anlamıyla dilimizde bir süreden beri kullanılan potpuri için teklif ettiğimiz karşılık: karmaca. Örnek: Rumen orkestrası Balkan ülkeleri folklorundan bir karmaca çalıyordu.

pozisyon : Fransızca position (durum; yer, konum). "Oyuncuların alandaki yeri veya sayı yapabilecek durumda olması" anlamında kullanılan bu söz için teklif edilen karşılık: durum. Örnek: Takımımız, iki defa gol durumuna girdiyse de bu durumları değerlendiremedi. konum, durum

pozitivist   olgucu

 

pozometre   ışıkölçer

pragmatik: faydacı, yararcı.

pragmatizm: Fransızca pragmatisme (uygulayıcılık, faydacılık). Bu kavram için şu karşılıklar dilimizde zaten kullanılmaktadır: faydacılık, yararcılık. Örnek: Amerikan faydacılığı (yararcılığı) daima kaliteli insana değer veriyor.

pranga   bukağı

 

pratik   kullanışlı, işlesel, uygulama(lı)

 

pratikman   işlevce

 

pratikte   uygulamada

pratisyen : Fr. praticien. Dilimizde “belirli bir dalda uzmanlaşmamış, her çeşit hastalığa bakan doktor” anlamıyla tıp alanında kullanılan bu kelime için Kurulumuz düz hekim karşılığını teklif etmektedir. Örnek: Düz hekimler, sağlık ocakları ve diğer kuruluşlarda mesleklerini gerçek anlamda yapamamaktan şikâyetçi olduklarını belirttiler.

precision   (bil.) hassasiyet

prefabrik : Fransızca préfabriqué. “Parçaları önceden hazırlanıp, konulacağı yerde bir bütün oluşturan, kurma” anlamında dilimizde kullanılan bu kelime için Kurulumuz da kurma karşılığını benimsemektedir.

prefabrik ev : kurma ev.

prens   tigin

 

prenses   kinz

 

prensip sahibi   ilkeli

 

prensipleşmek   ilkeleşmek

 

preprocessor   (bil.) önişlemci

pres : Fransızca presse (baskı makinesi; sıkma makinesi; basın; yoğun iş). Spor terimi olarak, bir takımın karşı kaleye akını sırasında uygulanan yakın savunma ve baskı. Teklif ettiğimiz karşılık: baskı. Örnek: Her iki takım da iyi baskı uyguladıkları için oyun bir hayli kilitlendi.

pres ütü   sıkaçütü

 

prese   sıkılmış, sıkıştırılmış

 

presleme   sıkıştırma

prestij : Fransızca prestige (itibar, güvenilir olma, saygınlık). Bu kavramın karşılıkları dilimizde vardır: saygınlık, itibar. Örnek: Tuhaf davranışları yüzünden saygınlığını (itibarını) kaybetti.  saygınlık, etki

prezant   tanıtımcı, sunumcu

prezantabl : Fransızca présentable (sunulabilir, gösterilebilir, gösterişli). Dilimizde "sunulmaya, göstermeye değer, eli yüzü düzgün" anlamlarında kullanılan bu kelime için aynı anlatımlardan faydalanılabilir: eli yüzü düzgün, gösterişli. Örnek: Eli yüzü düzgün (gösterişli) adayların şansı daha fazla.

prezantasyon : Fransızca présentation (sunuş, takdim; gösterme; görünüş; tanıştırma). Görüldüğü gibi dilimizde bu kavramın bütün anlamlarını verecek karşılıklar vardır: sunma, sunuş, gösterme; tanıştırma. Örnek: Konuyu sunuşunuz çok güzel oldu.

prezante etmek : Fransızca présenter (sunmak; sergilemek; açıklamak; tanıtmak). Bu kavramın karşılıkları dilimizde zaten vardır: tanıtmak, sunmak. Örnekler: Önce size kendimi tanıtayım. Düşüncelerini sunmayı çok iyi biliyor.

prezentabl   gösterişli

prime-time : İngilizce prime (ilk; baş; asıl; bir şeyin en olgun dönemi) + time (zaman; saat). "Televizyonun en çok izlenen saatleri" için kullanılan bu terime teklif ettiğimiz karşılık: altın saatler. Örnek: Altın saatlerde en çok izlenen kanalı belirlemek üzere bir araştırma yapıldı.

printer : İngilizce printer. Bilgisayar alanında kullanılan bu makine için Kurulumuz, yazıcı sözünün uygun bir karşılık olduğunda birleşmiştir. Örnek: Şirket, 15 Nisan-30 Mayıs tarihleri arasında düzenlediği kampanyada bin iki yüz bilgisayar ve yazıcı sattı.

process ıd (pıd)   (bil.) süreç kimliği

 

process   (bil.) süreç

prodüksiyon : Fransızca production (gösterme, ortaya koyma; oluşum; ürün; üretim; yapım). Dilimizde daha çok sinema ve televizyon terimi olarak kullanılan bu kelime için güzel bir karşılık daha önce teklif edilmiştir: yapım. Örnek: Filmin yapımı için harcanan para milyarları aştı.

prodüktif   üretken, verimli

prodüktör : Fransızca producteur. Karşılığı: yapımcı. Örnek: Sanatçı filmin hem yönetmenliğini, hem yapımcılığını üstlendi.

profil : Fransızca profil (yandan görünüş, insan yüzünün yandan görünüşü). Teklif ettiğimiz karşılıklar: görünüş, görüntü. Örnekler: Başbakanlar, deneyimli, ülkenin görüntüsü sayılabilecek çeşitli kişilerle ilgi kurar. Otomobil şirketleri görünüş araştırmasına önem verir.  yanay, yandan görünüş

program   izlence, (bil.) yazılım, uygulama

 

programcı   izlenceci

 

programcılık   izlencecilik

 

programlamak   kurmak

 

programming   (bil.) yazılım geliştirme

 

proje   taslak, tasarı

projeksiyon : Fransızca projection. Bu söz dilimizde daha çok "saydam veya saydam olmayan resimleri bir perdeye yansıtma" anlamında kullanılır. Ayrıca sosyolojide "bireyin başarısızlıklarının veya kabul görmeyen davranışlarının sorumluluğunu başkalarına yükleyerek kendini saklamaya çalışması şeklinde ortaya çıkan bir savunma türü" olarak geçer. Bu söz ekonomi alanında da "ileriye dönük tahmin, kestirme" anlamlarında kullanılmaktadır. Kurulumuz, projeksiyon kelimesine karşılık olarak matematikte iz düşümü, ekonomide kestirim, fizikte ve sahnede yansıtım karşılıklarını önermektedir. Örnekler: Şirket, 1993 yılı başında yapılan kâr kestiriminde yıl sonu için 100 milyar liralık hedef belirledi. Bayilere ayrıca tanıtımı yapılan telefonlarla ilgili video yansıtımları izletildi.  iz düşüm, (si.) gösterim

projektör : Fransızca projecteur. "Bir kaynağın ışığını çok şiddetli bir veya birkaç demet hâlinde uzağa iletmeye yarayan alet." Kurulumuz, bu kelime için ışıldak sözünün uygun bir karşılık olduğunda birleşmiştir. Daha önce de bu anlamda kullanılan ışıldak sözü dilimizde projektör biçimine yeni mecaz anlamlar yükletilerek yeniden kullanılmaya başlandı. Örnek: Yalnızca medya ışıldaklarının üzerine tutulması durumunda partililerin bazı cazibelerini daha baştan yitirmiş olabileceklerini hatırlatmak istiyorum.  ışıldak, gösterici

promosyon : Fransızca promotion (ilerleme, yükselme; artırma, çoğaltma). Son zamanlarda "gazetelerin satışlarını artırmak üzere başvurdukları armağan kampanyaları" için promosyon kelimesi sıkça kullanılır olmuştur. Bu anlam için teklif ettiğimiz karşılık: özendirme. Örnek: Gazeteler birbirlerinin özendirme kampanyalarını kötülememe konusunda anlaştılar.  tanıtım

prompt   (bil.) işaret

prosedür : Fransızca procédure (yargılama usulü; yargılama evreleri). Dilimizde "bir amaca ulaşmak için tutulan yol ve yöntem" anlamında kullanılmaktadır. Bu anlam için teklif ettiğimiz karşılık: izlek. Örnek: Uçakların satışlarında ihale kanunları ve yönetmeliklerin emrettiği izleğe aynen uyulmuştur. yöntem, yol

proses : İngilizce  kökenli (process) bu söz, “aralarında birlik olan veya belli bir düzen içinde tekrarlanan, ilerleyen, gelişen olay veya hareketler dizisi” anlamına gelmektedir. Aynı anlama gelmek üzere bugün eskimiş olan vetire sözü dilimizde kullanılmıştır. Kurumumuz, günümüzde proses biçiminde yaygınlaşmaya başlayan bu yabancı kelime için süreç sözünün uygun bir karşılık olduğu görüşündedir.  Günümüzde proses biçiminde yayılan bu yabancı kökenli kelimeye karşılık olarak daha önce önerilmiş süreç sözünün uygun bir karşılık olduğunda Kurulumuz görüş birliğine varmıştır. Örnekler: Saçlar bir ayda uzunluğunun yarısı kadar uzayabilir. Saçlarınıza renk veren pigmentlerin renk değiştirme süreci bu zamanla sınırlıdır. Eğitim sürekli ilerleyen bir süreç olmak zorundadır.

prospektüs : Fransızca prospectus. "Tarife, tanıtmalık, bir şeyden nasıl yararlanılacağıyla ilgili bilgiler vermek için yazılmış tanıtma yazısı" anlamındaki bu kelimeye Kurulumuz, tanıtmalık, tarife sözlerinin uygun birer karşılık olduğu görüşünde birleşmiştir. Örnekler: Toplumumuzda, ilâçların tanıtmalıklarını okumak gibi bir alışkanlık yok. Kullanmadan önce tarifeyi okuyunuz.

protesto   kabul etmeme, itiraz, kınama

protestocu   kınamacı

protez : Fransızca prothése. Fransızcadan Türkçeye geçen bu kelimeyi Türkçe Sözlük, "1.Eksik bir organın yerini tutmak, bir organın sakatlığını örtmek amacıyla yapılan yapma organ. 2.Bu amaçla yapılıp kullanılan organ veya parça" şeklinde tanımlamaktadır. Bu kelime Türkçede bir gramer terimi olarak da kullanılmıştır. Kurulumuz bu söz için takma kelimesini önermektedir. Gramerdeki kullanımı için de ilişme uygun bir karşılıktır. Örnek: Türk doktorları, takma bacak ameliyatlarında oldukça başarılıdırlar.

protokol : Fransızca protocole (tören düzeni, sözleşme tutanağı). Birinci anlam için teklif ettiğimiz karşılıklar: tören düzeni, öncelik sırası. İkinci anlam için: sözleşme tutanağı, sözleşme. Örnekler: Yerinde durmayarak tören düzenini (öncelik sırasını) bozmuştu. İki ülke kültürel iş birliği sözleşmesi imzaladı.

prototip : Fransızca prototype (ilk örnek). Teklifimiz: ilk örnek ve ilk tip. Örnekler: Geçen yıl ilk örnekleri hazırlanan bilgisayarların üretimine geçildi. Çalıkuşu romanındaki Feride, batılı ve aydın Türk kadınının ilk örneği sayılabilir.

provizyon : Fransızca provision (tedarik, ihtiyat, erzak; avans). Bankacılıkta "bir çekin para olarak karşılığı" anlamında kullanılan bu söz için karşılık kelimesini teklif ediyoruz. Örnek: Bankaların karşılık ve masraf adı altında aldıkları paralar, müşterilerinin mağdur olmasına yol açıyor.

provokasyon : Fransızca provocation (kışkırtma, tahrik). "Herhangi bir kişiye, gruba, kuruluşa veya devlete karşı girişilen ve onları sonradan ağır sonuçlar verecek bir karşı eylemde bulunmaya zorlayan, önceden tasarlanmış girişim."K elimenin karşılığı dilimizde zaten vardır: kışkırtma. Örnek: Ziyaretin kışkırtma olduğunu ileri sürdüler.

 

provokatör : kışkırtıcı.

 

provoke etmek : kışkırtmak.

prömiyer : Fransızca première (birinci, ilk). "Oyunun ilk temsili" anlamında kullanılan bu kelime için teklif ettiğimiz karşılık: ilk gösteri. Örnek: Piyesin ilk gösterisi salı günü yapılacak.

puzzle : İngilizce puzzle. Özgün imlâsıyla basında yer almaya başlayan bu söz, "bilmece, muamma" anlamlarına gelmektedir. Kurulumuz geçtiği örnek cümleleri göz önüne alarak bu söz için yapboz sözünü önermektedir. Örnekler: Bu yapbozun parçalarını birleştirdiğimizde ortaya çıkan şey, Mısır'ın tıpkı Filistinliler gibi Ürdün-İsrail Anlaşması’ndan rahatsız olduğudur. Sorunların hemen hepsi bir yapbozun parçaları olarak iç içe geçmiştir.