E

 

e-   (Lat. önek) -dan, oradan

ebat   boyutlar

ebedi   sonsuz, ölümsüz, bengi

ebedilik   sonsuzluk, ölümsüzlük

ebediyen   sonsuza değin

ebediyet   sonsuzluk

ebeveyn   ana baba

ebleh   alık

ecdat   dedeler, atalar

ecnebi   yabancı

eçhel   pek bilgisiz

eda   1. alım  2. davranış  3. anlatış yolu  4. ödeme, yerine getirme

eda etmek   ödemek, yerine getirmek

edalı   ince çalımlı

edat   (dilb.) ilgeç

edebi   yazınsal

edebiyat   yazın

edebiyatçı   yazıncı

edep   saygıbilirlik

edepli   saygıbilir

edepsiz   saygıbilmez

edepsizlik   saygıbilmezlik

edip   yazar

edisyon   basım

edisyonkritik   eleştirel basım

editör   yayımcı

editörlük   yayımcılık

edvar   çağlar

efemine   kadınsı

efkâr   1. düşünceler  2. tasa, kaygı

efkârıumumiye   kamuoyu

efkârlı   tasalı, düşünceli

efor   güç, çaba

efrat   bireyler

efsane   söylence

efsanevi   söylencesel

efsun   büyü

egoist   bencil

egoistlik   bencillik

egoizm   bencillik

egosantrik   benözekçil

egosantrist   benözekçi

egosantrizm   benözekçilik

egzersiz   alıştırma

egzistansiyalist   varoluşçu

egzistansiyalizm   varoluşçuluk

egzo- (exo-)   (Yun. önek) dış, dışında

egzogami   dışevlilik

egzotik   yabancıl

egzotizm   yabancıllık

ehemmiyet   önem

ehemmiyet vermek   önemsemek, önem vermek

ehemmiyetli   önemli

ehemmiyetsiz   önemsiz

ehli   evcil

ehlihibre   bilirkişi

ehlileşmek   evcilleşmek

ehlivukuf   bilirkişi

ehliyet   1. yeterlik 2. yeterlik belgesi

ehliyetname   yeterlik belgesi

ehven   ucuz, yeğ

ek-   (Yun. önek) dış, dışarı

ekâbir   kodaman

ekalliyet   azınlık

ekarte etmek   uzaklaştırmak, yok etmek

ekber   en büyük

ekip   takım

eklektizm   (fels.) seçmecilik

eko   yankı

ekol   okul

ekoloji   çevrebilim

ekolojik   çevrebilimsel

ekolu   yankılı

ekonomi   1. tutum 2. tutumbilim

ekosuz   yankısız

ekran   görüntülük

eks- (ex-)   (Lat. önek) -dan, oradan

eksantrik   1. (fiz.) dışmerkezli  2. mec. ayrıksı

ekseri   çoğu, çokluk

ekseriya   çoğunlukla

ekseriyet   çoğunluk

ekskavatör   kazmaç, kazaratar

ekso-, egzo (exo-)   (Yun. önek) dış, dışında

ekspansiyon   yayılım

ekspansiyonist   yayılımcı

ekspansiyonizm   yayılımcılık

eksper   uzman, bilirkişi

eksport   dışsatım

ekspres   1. özelulak (mektup)  2. beklemesiz (tren)

ekspresyon   deyim

ekspresyonist   dışavurumcu

ekspresyonizm   dışavurumculuk

ekstra   1. eşsiz, üstün, eşi benzeri yok  2. birinci  3. üste olarak

ekstra- (extra-)   (Lat. önek) -dışı, -üstü

ekstre   özüt

ekstrem   uç, uzak

ekvator   eşlek

elan   şimdiki durumda, daha

elastiki   esnek

elastikiyet   esneklik

elbet, elbette   kuşkusuz, hiçkuşku yok

elbise   giysi

elektrifikasyon   elektriklendirme, elektriklendirilme, elektrik verme

elem   acı, üzüntü

eleman   1. öğe  2. görevli, çalışman

elhamdülillah   Tanrı'ya şükür

elim   acınacak, acıklı,  acı

elimine etmek   elemek

elimine olmak   elenmek

elit   seçkin

elyaf   telcikler

elzem   pek gerekli, geçilmez

emanet   saklam

emanet yeri   saklamlık

emanetçi   saklamcı

emare   belirti, iz, ipucu

emaye   sırlı

emektar   emek vermiş, emeği geçmiş

emel   umunç

emin   inanılır, güvenilir

emin olmak   iyice bilmek, inanmak

emir   buyruk, komut

emisyon   1. kâğıt para çıkarma  2. (radyo, televizyonda) yayım

emniyet   1. güvenlik  2. güven

emniyet amiri   güvenlik yöneticisi

emniyetli   güvenilir

empermeabl   geçirimsiz

emperyalist   1. elkoyucu  2. yayılımcı

emperyalizm   1. elkoyuculuk  2. yayılımcılık

empresyonist   izlenimci

empresyonizm   izlenimcilik

emretmek   buyurmak

emrivaki   oldubitti, olupbitti

emsal   benzer

emtia   mallar

emülsiyon   sütsü

encam   son, işin sonu

endam   boy bos

endaze   ölçü

ender   pek az, pek seyrek

endikasyon   belirti

endikatör   gösterge

endirekt   dolaylı

endişe   tasa, kaygı, kuşku

endişe etmek   kaygılanmak

endo-   (Yun. önek) içinde, iç

endogami   içevlilik

endokrinoloji   içsalgıbilim

endüljans   hoşgörürlük

endüstri   işleyim

endüstriyel   işleyimsel

enerji   güç, çaba, erk

enerjik   gürel, güreli

enfeksiyon   (sayrılık) bulaşma, bulaşım

enfes   çok güzel, en güzel

enflasyon   şişkinlik

enflüanza   göğüs ingini, paçavra sayrılığı

enformasyon   danışma

enformatik   bilgisayım

enfraruj   kızılötesi

enfrastrüktür   altyapı

enfüsi   öznel

enjeksiyon   iğne yapma, iğne vurma

enjekte etmek   iğne ile vermek, iğne vurmak

enjektör   iğne

enkaz   yıkıntı

enstantane   çabucak

enstrüman   çalgı

enstrümantalizm   araççılık

entari   giysi

entelektüalizm   aydıncılık

entelektüel   aydın

enteresan   ilginç, ilgi çekici

enterese etmek   ilgilendirmek

enterkonnekte   bağlantılı

enterkonnekte sistem   bağlantılı dizge

entern   yetişici

enternasyonal   uluslararası

enternasyonalizm   uluslararasıcılık

enterne etmek   gözaltına almak

enternlik   yetişicilik

entertip   1. tümdizer  2. tümdizim

entrika   düzen, oyun, dolap

entrika çevirmek   dolap çevirmek

entrikacı   düzenci

envai türlü   çeşit çeşit, türlü türlü

envanter   döküm

envestisman   yatırım

epi-   (Yun. önek) üst, üstünde, üzerinde

epidemi   salgın, salgın sayrılık

epigrafi   yazıtbilim

epik   koçaklamak

epilog   sondeyiş

epistemoloji   bilgi kuramı

ergonomi   işbilim

erkân   büyükler, ileri gelenler

erkânıharbiyeiumumiye   genelkurmay

erotik   kösnül

erotizm   kösnüllük

erozyon   aşınma

erzak   yiyecek

esaret   tutsaklık

esas   1. ana, temel  2. asal

esasen   1. başından, kökünden  2. doğrusu, doğrusunu isterseniz  3. nasıl olsa, gene

esasi   asal

esaslı   1. köklü, geniş ölçüde  2. mec. etkili, güzel

esassız   1. köksüz  2. doğru olmayan

esatir   söylenceler

esbabı mucibe   gerekçe

esef   acınma, yerinme

esef verici   üzücü

eser   yapıt

esir   tutsak

eskiz   taslak

eskrim   kılıçoyunu

esmer   buğdayrengi, yağız

esna   an, sıra

esnasında   sırasında

espas   aralık

espase   aralıklı

espri   bulucuk

esrar   giz, gizem

esrarengiz  gizemli

esrarlı   gizemli

estetik   1. güzelduyu  2. güzelduyusal  3. güzelduyubilim

estetikçi   güzelduyucu

estetisyen   güzelduyucu

estetizm   güzelduyuculuk

esvap   giysi

eşantiyon   örneklik

eşarp   başörtü

eşel mobil   oynak ölçü

eşkâl   biçimler, taslaklar, kılık

eşraf   ileri gelenler

eşya   nesne

etap   aşama

etik   1. törel  2. törebilim

etimoloji   kökenbilim

etnik   budunsal

etnograf   budunbetimci

etnografya   betimsel budunbilim

etnolog   budunbilimci

etnoloji   budunbilim

etol   omuz atkısı

etraf   çevre

etraflı   ayrıntılı, eksiksiz

etüt   1. inceleme, araştırma  2. ön çalışma

eu- (ö-)   (Yun. önek) iyi, gerçek

evham   kuşku(lar), kuruntu(lar)

evhamlı   kuşkulu, kuruntulu

evkaf   bağlıbağışlar

evla   yeğ, daha iyi

evlat   çocuk(lar)

evleviyetle   öncelikle

evliya   1. ermiş, eren  2. yatır

evsaf   nitelik(ler)

evvela   önce, ilkin, ilk önce

evveliyat   öncesi, önceleri

ex- (eks-)   (Lat. önek) -dan, oradan

exo- (ekso-)   (Yun. önek) dış, dışında

extra- (ekstra-)   (Lat. önek) -dışı, üstü

eyyam   günler

eza   üzgü, sıkıntı

ezberlemek   bellemek

ezcümle   1. başlıca  2. örnek olarak

ezel   öncesizlik

ezeli   1. öncesiz  2. eski

eziyet   üzgü, sıkıntı

eziyetli   üzgülü

eziyetsiz   üzgüsüz

ezkaza   yanlışlıkla